23 Temmuz 2007 Pazartesi

AKVARYUMA GEZI


Sevgili misafirlerim.Ayin 18 inde Londra'ya geldim.Kismet olursa Agustosun ilk haftasi ikinci torunum Ipek geliyor.Hem kizima yardimci olmak hem de 15 gun sonra agabey olacak Bora'yi doya doya sevmek istedim.Ama aklim Istanbul'da.Buraya geldigimden beri evde devamli usta vardi.Onun icin disari pek cikamadik.Ama cumartesi Bora'yi aldik hayvanat bahcesine gittik.Sabah 10 30 da ordaydik.Bora'nin uyku saatinden once 13 30 da eve donduk.Yemek faslini orada yaptigimiz icin doner donmez annesi Boray'i yatirdi.Biz de ters dustuk.Hepimiz bayilmis gibi uyuduk.Oglandaki enerji hepimizi nasil yordu anlayin artik.Pazar gunu de cocuklar akvaryuma gidelim dediler.Hava muhtesemdi.Bilmiyorum buradaki akvaryumu gezeniniz var mi.Cok degisik baliklar ve diger deniz canlilari var.Bora'nin dikkatini en cok ceken sey yilan baliklari, anemonlar ve deniz atlari oldu.Yine bir ates topu gibi kostu durdu.Gecen seferden farkli olarak Pazar gunu akvaryumda robot baliklar vardi.Binbir cesit baligin bulundugu yerde ozel bir bolumde tabi suyun icinde yuzen iki robot balik.Sizin icin resmini cektim.Daliyorlar,cama yanasip bakiyorlar,suyun uzerine dogru gidip aniden yon degistirip baska tarafa dogru yuzuyorlar.Seyretmesi keyifliydi.Yemegi yine oralarda bir yerlerde yeyip Bora'nin uyku saati eve donduk.Bugun de Ipek icin alisveris yaptik.Artik kizimizin herseyi tamam.Esyalari yikanip utulenip dolabina yerlestirilecek,bavulu hazirlanacak ve buyuk gun beklenecek.Hepinize selam ve sevgiler.

5 Temmuz 2007 Perşembe

PATLICANLI PİLAV


Kıymetli ziyaretcilerim.Bugün Yiğit paşa ziyaretimize gelmek istemiş. Ben de ,yemeği burada yiyecek şekilde hazırlıklı gelin dedim.Sağ olsunlar beni kırmadılar.Ne yemek yapayım diye düşündüm.Otuz altı senedir yemek yapıyorum.Artık tembelleştim herhalde.Eti,sebzesi,pilavı içinde olan Adanamız da yapıldığı şekilde bir patlıcanlı pilav yapayım dedim.





Hafta başında,soslu patlıcan kızartması yaparım diye aldığım patlıcanları alacalı soyup 4-5 mm kalınlığında uzunlamasına kesip bol tuzlu suyun içine ısladım.Patlıcanların hepsi suya girsin diye üstüne bir ağırlık koyup kasaba gittim.Adana usulü yapacam ya;kuzu kuşbaşı almam şart.Bir but tarttırıp yağlarını ayıklattım.Kuşbaşı doğrattım eve geldim.Eti yıkayıp suyun içine ısladım.Bir mutfak havlusunu tezgaha sererek ısladığım patlıcanların 5-6 tanesini üst üste koyup güzelce sıktım ve havlunun üstüne tek tek serdim.Bu arada,kanı çıkan eti süzüp tencereye aldım ve suyunu bırakıp çekene kadar karıştırdım.Suyu çekilince üstüne 6-7 bardak kaynar su koydum.Tuz ve karabiber ilave ettim tencerenin kapağını kapattım(Düdüklü tencere). Büyük boy çelik tencereme 2-3 parmak kızartma yağı koyup,kuruladığım patlıcanları kızartarak bir tepsinin üstüne serdiğim kağıt havlunun üstüne çıkardım.Kızarttığım patlıcanların üzerine de kağıt havlu serip elimle hafif hafif bastırarak yağını iyice aldım.Buzluktan bir küçük kaseyi dolduracak kadar haşlanmış nohutta çıkardım.Bu arada halkaları çıktıktan sonra 20 dakika pişirdiğim etin altını kapattım.


Malzemeler:
1,5 kg Patlıcan
1 kg Kuzu kuşbaşı
2 Bardak pirinç
1,5 Bardak haşlanmış nohut
Kızartmak için sıvı yağ
Tuz, Karabiber
Zeytinyağ
Et suyu

Pilavı yapacağım tencerenin dibine kızarttığım patlıcanların yarısını yerleştirdim. Üstüne ıslanmış süzülmüş pirincin yarısını serdim. Pirincin üstüne kalan patlıcanı, pirinci tamamen kapatacak şekilde dizdim. Onun üstüne haşlanmış eti, etin üstüne nohutu yerleştirdim. Onların üstüne kalan pirinci ekledim. Tencereyi ocağa koydum. Sıcak et suyundan pirincin üstüne çıkacak kadar ilave ettim. Kaynamaya başlayınca, altını kıstım. Suyunu tamamen çekmeden üstüne yeteri kadar zeytin yağı gezdirdim ve kapağını kapattım. Hiç suyu kalmayınca tencerenin üstüne bir havlu örterek altını kapattım. Dinlendirdikten sonra bir tepsiye ters çevirdim. Çook lezzetli oldu! Yapan, yiyen herkese afiyet olsun.



26 Haziran 2007 Salı

ZEYTİNYAĞLI DOLMA


Misafirlerimi yolladım.Sağlıkla yerlerine vardılar.Ne çare !!Gözden kayboldukları an yine özlüyorum.Sizlere bahsettiğim gibi dolmamın resimlerini çekmiştim.Lütfen deneyin.Şimdiye kadar hiç dolma pişirmemiş de olsanız bu tarifle yapacağınız dolmayı sizde tadına bakan herkes de çok beyenecek eminim.
Malzemeler:
6 Kuru soğan
2 Bardak pirinç
1 Büyük domates
1 Bardaktan 3 parmak eksik zeytinyağ
1 Çay kaşığı kırmızı biber
1 Çay kaşığı karabiber
1 Çay kaşığı Y.Bahar
1/2 Çay kaşığı tarçın
1 Deste maydonoz
1 Deste nane
1 Çay bardağı üzüm(Cezvede bir taşım kaynatıp suyunu süzün)
1/2 Kahve fincanı dolmalık fıstık(Bizde sevmedikleri için ben koymuyorum.)
1 Bardak limonata(Şekerini nasıl severseniz limonatayı öyle hazırlayın)
Zeytinyağını tencereye koyup( dolmaya fıstık koymak istiyorsanız )fıstığı da içine atıp rengi dönünceye kadar çevirip bir kaseye çıkarın.Şimdi yağın üzerine çinttiğiniz soğanları koyun ve rengi koyulaşıncaya kadar kavurun.Soğanlar, yeter artık yanıyorum demeden yıkadığınız pirinci üstüne ilave edin.Ara vermeden 5 dakika soğanı ve pirinci karıştırın.Sonra sırasıyla üzümü,fıstığı ve baharatları ilave edin.Üstüne limonatanızıda döküp tencerenin kapağını kapatın.Tabii tuzunu da ayarladıktan sonra.Aradan 2-3 dakika geçti şu dolma içi ne alemde diye kapağı kaldırdınız; aman ,suyu bitiyor. Hemen maydonozunu ve nanesinide üzerine atıp karıştırın.Birkaç dakika sonra altını söndürün.Artık içiniz hazır.Ne isterseniz;kırmızı biber,yeşil biber,patlıcan.İçini oyup doldurun.Kapak açıp doldurduğunuz yerleri domatesle kapatıp tencereye yerleştirin.Dibinde 3 parmak yükseklik olana kadar kaynar su koyup,altını yakın.Önce hızlı,kaynamaya başlayınca yavaşa getirip pişirin.Kontrol ettiniz,pişmiş(çatal batırın,bibere yumuşakca giriyor)ama suyu var.Tencerenin kapağını açıp altının ateşini yükseltin.Sakın yanından ayrılmayın.Hemen suyunu çeker.Yağında kalınca altını söndürüp,soğuyunca servis tabağına yerleştirin.Baktınız pişmemiş.Üzerine az miktar(çay bardağı kadar)kaynar su ekleyip biraz daha pişirin.Yapanlara afiyet olsun.

21 Haziran 2007 Perşembe

ZEYTİNYAĞLI BİBER DOLMASI




Geçen sene bu vakitler,Urfalı bir arkadaşım bana pazardan aldığı bu harika aleti gösterdi.Tabii hemen aldım.Tavsiye ederim.Biberlerin başını okadar muntazam çıkarıyorki,neredeyse dolma yapacak olanları gezecek ve hepsinin biberlerini ben açaçağım.
En kısa zamanda bu aletle açtığım biberleri ve Şok markette bulup aldığım Adana patlıcanı ile yaptığım zeytinyağlı dolmayı sizlere anlatacağım.Çok güzel resimlerini de çektim.Hepinize sevgi ve selamlar.

VİŞNE REÇELİ


Bu hafta perşembe günü,Londradan misafirlerimiz var.Pazartesi pazarına gittiğimde çok güzel vişne gördüm.Kızım vişne reçelini sever diyerek iki kilo vişne aldım.Eve gelince vişneleri yıkayıp süzülmesi için kevgire koydum ama sanki yıkadığım vişneler benim pazardan aldığım vişneler değil.Tek tek seçtim.İyilerini tarttım.1300 gr geldi.Anlaşılacağı gibi bana 700 gr ezik ve çürüklerinden vermişler.Pazarcılar hakkındaki düşüncelerim her pazar dönüşü biraz daha menfileşiyor.

Vişnelerin çekirdeklerini çıkardıktan sonra,büyük teflon tencereme koydum.Şekerini koymadan tencerenin altını yaktım.Arada bir silkeleyerek ve tahta kaşıkla karıştırarak 7 dakika pişirdim.Daha sonra üstüne 1300 gr toz şekerini koyup 22 dakika daha pişirdim.Tabii kaynamaya başladıktan sonra üzerinden köpüğünü aldım.22 dakika sonunda 1 tatlı kaşığı limon suyu ilave ederek 3 dakika daha kaynattım ve ocaktan indirdim.(Evde limon tuzu olmadığı için limon suyu koydum.Limon tuzu olsaydı 1 çay kaşığı ondan koyacaktım.)32 dakikada Harika bir reçel oldu.Reçelimi tepsiye döküp üstüne bir tülbent örttüm ve üç gün güneşe koydum.Biraz daha koyulaştı.Denemenizi öneririm.Şekerini kiloya kilo,süreler her meyve için aynı.

17 Haziran 2007 Pazar


Sevgili dostlar ben geldim.Evimi,kocamı çok özledim.Topu topu on gün yoktum ama, daha uzun zaman ayrılmış gibiyim.Ben buradan ayrılırken yeni yeni açan ıhlamur ağaçlarının çiçekleri dökülmeye başlamış.Ihlamur ağaçlarının altına park eden otomobillerin üstüne sarı kar yağmış gibi oluyor.Hava iyice ısınmış.Anneler pusetlerle Bağdat caddesine daha sık çıkmaya başlamış.Dün ben de Bağdat caddesine çıktım.Bir bank'a oturup etrafı seyrettim.Genç kızlar,delikanlılar,yaşlı hanımlar ve beyler,genç evliler,kaldırımlara tezgah açmış seyyar satıcılar hepsini seyrettim.İnsanları seyretmeyi çok severim.Yolda gördüğüm herkesle konuşmak isterim.Ağlayan çocuklara sebebini sorarım.Geçtiğimiz gün cok güzel üstü açık bir arabada genç bir delikanlı gördüm.Trafik sıkışık olduğu için o duruyordu.Yanına yaklaşıp arabasının çok güzel olduğunu,kazasız belasız kullanmasını diledim.Mutlu oldu ve teşekkür etti.Şaşkınbakkal da ayağı takılıp düşen bir hanıma yardım ettim.Ona bir sandalye verdiler.Ben de yanına oturdum .Heyecanı geçene kadar onunla konuştum.Postahanenin önündeki simitci beni hanımın akrabası zannetmiş.Çiçekcilerle sohbet ederim.Ayrıca Schlotzsky's de oturup etrafı seyrederken birşeyler yemeğide çok severim.İşte ben böyleyim. Yarından itibaren sizler için yaptığım yemeklerin resmini çekip,tarifini vermeye başlayacağım.Hepinize selamlar ve sevgiler.

5 Haziran 2007 Salı

İSTANBULU KOKLADIM BU GÜN

Lütfen hepiniz, İstanbulun ara sokaklarında dolaşarak ,deniz kenarına inerek,kırlara çıkarak İstanbulu koklayın.Ihlamur ağaçları çiçek açtı.O güzelim ıhlamur kokuları insanın içine mutluluk veriyor.Manolya ağaçlarına bakın .O güzelim manolyaları seyretmek bana yaşama sevinci verir.Manolya ağaçlarının etrafında bir tur atmadan yanından asla geçmem.Eğer aşağıda açmış manolya varsa muhakkak derin derin o güzel kokusunu içime çekerim.Bahçelerden sarkan gülleri koklarım.(Ergun, birgün burnunu arı sokacak desede bu huyumdan vazgeçemedim.)Ağaçların taze açan yapraklarını severim.Kısık bir sesle onlara nekadar güzel olduklarını ve kendilerini çok sevdiğimi fısıldarım.Eğer çimi biçilen bir bahçe görürsem orada muhakkak oyalanır o güzel ot kokusununun keyfine varırım.İstanbulu siz de yaşayın.Bu ay dünyanın en güzel şehrinde olmanın mutluluğuna varın.Hepinize selam ve sevgiler.Ben on gün burada yokum.Küçük pandispanyamın yanına gidiyorum.İnşallah dönüşte sizlere gittiğim yerden haberler verir,sizlerde bana yazma lutfunda bulunmuş iseniz cevaplandırırım.Tekrar selamlar.