11 Ekim 2010 Pazartesi

Kalbura Bastı

Ancak bu şekilde yerleştirebildim.Umarım çok karışık gelmez .

Fırına girdikten sonra hafifce yayılır
ama sonra kabararak toplanır.



Bugün bilgisayarımın başına , kızımın ve gelinimin isteği olan Kalbura Bastı tatlısını yazmak için oturdum. Yanımda olsalar ve onlara ben yapıp yedirseydim ne güzel olurdu.Malesef uzaktalar . Ama ne ise yapması çok kolay . İkisi de marifetli kızlar olduğu için canları istediği an yapabilirler .İkinizi de öpüyorum.
Malzemeler:
250 gr Tereyağ ( Bir küçük tavanın içinde yanmadan eritin )
1 Yumurta
1 Çorba kaşığı sirke
1 Çorba kaşığı yoğurt
1 Çay kaşığı kabartma tozu
Alabildiği kadar un ( elenmiş olmalı )
2 Su bardağı toz şeker
2 Su bardağı su ( 2 bardak suyu tencereye koyun , üstüne 2 bardak şeker ekleyerek kaynatın . Kaynamaya başladıktan sonra üstüne bir çay kaşığı limon suyu ilave edin 2-3 dakika sonra ocağı kapatın . Tatlınız piştiğinde şekerli su soğumuş olmalı ve sıcak tatlının üzerine soğuk şire dökülmeli .)
Erimiş olan yağı bir tepsinin içine alın.Üstüne yumurtayı kırın , sirke ve yoğurdu da ekleyip eliniz ile iyice karıştırın.
Karışıma yavaş yavaş un ve kabartma tozunu ilave edin . Hamur elinize yapışmayacak hale gelince , elinizi yıkayın ve kulak memenizi elleyin . İşte hamur o sertlikte olsun. Şayet aynı sertlikte değilse biraz un ilave edin .
Elinizi yıkadığınızda tepsinin içine fırın kağıdı yerleştirip fırınınızı da 175 dereceye ayarlayın .
Bu ölçü ile benim yaptığım büyüklükte 18 adet tatlı çıkıyor . İdeali 20 parçadır .
Her bir parçayı elinizin ortasında açıp , sonra rendenin büyük tarafı üstünde biraz bastırın , bir ucundan kaldırıp yuvarlak hale gelmesi için iki ucu alttan birleştirip tepsinize sıralayın . Üstünün rengi dönünce fırından çıkarın . Çok kızartmayın . Sıcakken çukur bir kaba alıp , soğumuş olan şireyi üstüne dökün ve kabınızın üstünü kapatın .Bir müddet sonra dikkatlice ters çevirin .(Diğer tarafta şireden payını rahatca alabilsin )

Afiyet olsun canlarım.







2 Mart 2010 Salı

Ekşili Çorba











Blog'umu açan herkese selam olsun.

Birkaç gün önce sevgili arkadaşım Leyla ile konuşurken'blog'unda Ekşili Köfteyi aradım bulamadım' dedi.Pazartesi günü bu yemeği yaptım ve arkadaşım için yayınlıyorum.Tabii bu yemek tarafımdan biraz değişikliğe uğramıştır.

Ben yemeğe terbiye yapmıyorum.Ayrıca içine daha fazla sebze koyuyorum.Çocukların küçüklüğünde değişik sebzelerden yesinler diye yaptığım değişikliği devam ettiriyorum.Böylesi hoşumuza gidiyor.
Yemek yarışmasında böyle bir yemek yapsam o hiç birşey bilmeyen gençler kimbilir neler söylerdi.Evde olduğum günler bu yarışmayı seyrediyorum.Galiba ben Mazoist'im.Seyrederken büyük bir samimiyetle söylüyorum acı çekiyorum,sinirleniyorum,orada olup o cahil terbiyeden yoksun insanlara iki laf etmek istiyorum.Siz de 'o zaman seyretme' diyeceksiniz. Haklısınız.Ama şunu da ilave edeyim,sesler yükselince ben televizyonun sesini kapatıyorum.

Ekşili köfte: 1/2 Kg yağsız kıyma
1 küçük çay bardağı pirinç
1 orta boy kuru soğan rendelenecek
1 tatlı kaşığı karabiber (karabiber çok yakışıyor)
1 demet ince kıyılmış maydonozun yarısı

Kıymayı diğerleriyle berabe iyice yoğurup, fındıktan irice köfteler yuvarlayın ve içine un serpilmiş tepsiye koyun her tarafının unlanması için silkeleyin.
Daha sonra tencerenize 10 bardak su koyun içine(Tavla zarı iriliğinde doğranmış)
1 tane tane patates
2 tane havuç
1 tane kereviz
1 kahve fincanı (varsa şart değil)bezelye
1 tane kabak(köftelerden hemen önce)
1/2 maydonoz(ince kıyılmış)
Varsa kerevizin yaprağı(ince kıyılmış)sebzeleri ekleyin.

Sebzeleriniz dişe delecek gibi pişince,köftelerinizi içine koyun.O kaynarken başka bir tencereye 1 kahve fincanı zeytin yağı koyup,2 çorba kaşığı un ilave edip kavurun.Kavrulan unun içine,çorbanın suyundanda ilave edin .Daha sonra un ile çorbanızı birleştirin.İçine yarım kapak limon suyu da katıp 3-5 dakika daha pişirin ve afiyet ile yeyin.Aman ben söylemedim diye tuz ilave etmemezlik yapmayın.Ağız tadınıza göre tuzunu da ekleyin.Oldumu arkadaşım?Bu çorbanın adı da yaylasakızı usulü ekşili çorba.








11 Ekim 2009 Pazar

Bu güzel çiçekler küçücüğüm için.





Üçüncü torun geldi.

Sayfamı ziyaret eden tüm misafirlerime sevgilerimi yolluyorum.Beş ay olmuş , yayla sakızını ihmal etmişim.Ama beni hoş görürsünüz umarım.Biliyorsunuz araya yaz girdi.Derken torunumuzun gelişini karşılamak için , çocuklarımızın yaşadığı yer olan Seattle'a gittik.Çok şükür oğlumuz sağlıkla kucağımıza geldi.Annesi de , bebek de iyiler.Küçük prensimizin ismi kondu,sünnet oldu,göbeği düştü ilk banyosunu da yaptık sonra evimize geldik.Birinci torun değil ama ikinci torun , yeni doğanın gelişini kolay hazmedemeyecek galiba .Daha önce nenelerinin ellerinin üstünde , iki torunumun ellerinin resmini koymuştum . Şimdide küçücüğümün elinin resmini yine nenesinin elinin üstünde sayfama koyuyorum.

22 Mart 2009 Pazar

BAHAR GELDİ


Blog'umu açan herkese sevgi ve selamlarımı yolluyorum.Bugün şehir dışına çıktık . Gördüğüm güzellikleri sizlerle paylaşmak istedim . Badem ağaçları beyaz dantel örtülerle sarılmış gibi . Hiç bir sanatkar , nekadar yaratıcı olursa olsun , böyle bir güzelliği düşünüp çizemez . Hiç bir şair bu güzelliği ifade edecek mısralar yazamaz . Bu her sene tabiatın yeniden doğuşu harika bir olay . Topraktan fışkıran mor renkli kır çiçeklerini seyretmeye doyamadım (okadar uzun zaman aynı pozisyonda kalmışım ki , çömeldiğim yerden kalkmak için , yardım almak zorunda kaldım).Onlarca resim çektim . Bazılarını sizlerinde görmenizi istedim . Fırsatınız olunca sizler de tabiatın uyanışını gözleyin . Şehir dışına çıkmanız gerekmez , dikkatlice etrafınıza bakın yeter . Dün Suadiye sahilden Bağdat caddesine çıkarken , kaldırımdaki ağacın gövdesinden (ağacın filizi değil ) başka bir cins bitki çıkmıştı . O kadar güzeldi ki . Duvarların arasından kendine bir yer bulup başını gösteren o nazik otları sevmeden , onlara bir iki güzel söz söylemeden yanlarından geçmeyin lütfen . Hepinize mutlu ve sağlıklı günler diliyorum .

19 Mart 2009 Perşembe