2 Mart 2010 Salı

Ekşili Çorba











Blog'umu açan herkese selam olsun.

Birkaç gün önce sevgili arkadaşım Leyla ile konuşurken'blog'unda Ekşili Köfteyi aradım bulamadım' dedi.Pazartesi günü bu yemeği yaptım ve arkadaşım için yayınlıyorum.Tabii bu yemek tarafımdan biraz değişikliğe uğramıştır.

Ben yemeğe terbiye yapmıyorum.Ayrıca içine daha fazla sebze koyuyorum.Çocukların küçüklüğünde değişik sebzelerden yesinler diye yaptığım değişikliği devam ettiriyorum.Böylesi hoşumuza gidiyor.
Yemek yarışmasında böyle bir yemek yapsam o hiç birşey bilmeyen gençler kimbilir neler söylerdi.Evde olduğum günler bu yarışmayı seyrediyorum.Galiba ben Mazoist'im.Seyrederken büyük bir samimiyetle söylüyorum acı çekiyorum,sinirleniyorum,orada olup o cahil terbiyeden yoksun insanlara iki laf etmek istiyorum.Siz de 'o zaman seyretme' diyeceksiniz. Haklısınız.Ama şunu da ilave edeyim,sesler yükselince ben televizyonun sesini kapatıyorum.

Ekşili köfte: 1/2 Kg yağsız kıyma
1 küçük çay bardağı pirinç
1 orta boy kuru soğan rendelenecek
1 tatlı kaşığı karabiber (karabiber çok yakışıyor)
1 demet ince kıyılmış maydonozun yarısı

Kıymayı diğerleriyle berabe iyice yoğurup, fındıktan irice köfteler yuvarlayın ve içine un serpilmiş tepsiye koyun her tarafının unlanması için silkeleyin.
Daha sonra tencerenize 10 bardak su koyun içine(Tavla zarı iriliğinde doğranmış)
1 tane tane patates
2 tane havuç
1 tane kereviz
1 kahve fincanı (varsa şart değil)bezelye
1 tane kabak(köftelerden hemen önce)
1/2 maydonoz(ince kıyılmış)
Varsa kerevizin yaprağı(ince kıyılmış)sebzeleri ekleyin.

Sebzeleriniz dişe delecek gibi pişince,köftelerinizi içine koyun.O kaynarken başka bir tencereye 1 kahve fincanı zeytin yağı koyup,2 çorba kaşığı un ilave edip kavurun.Kavrulan unun içine,çorbanın suyundanda ilave edin .Daha sonra un ile çorbanızı birleştirin.İçine yarım kapak limon suyu da katıp 3-5 dakika daha pişirin ve afiyet ile yeyin.Aman ben söylemedim diye tuz ilave etmemezlik yapmayın.Ağız tadınıza göre tuzunu da ekleyin.Oldumu arkadaşım?Bu çorbanın adı da yaylasakızı usulü ekşili çorba.








11 Ekim 2009 Pazar

Bu güzel çiçekler küçücüğüm için.





Üçüncü torun geldi.

Sayfamı ziyaret eden tüm misafirlerime sevgilerimi yolluyorum.Beş ay olmuş , yayla sakızını ihmal etmişim.Ama beni hoş görürsünüz umarım.Biliyorsunuz araya yaz girdi.Derken torunumuzun gelişini karşılamak için , çocuklarımızın yaşadığı yer olan Seattle'a gittik.Çok şükür oğlumuz sağlıkla kucağımıza geldi.Annesi de , bebek de iyiler.Küçük prensimizin ismi kondu,sünnet oldu,göbeği düştü ilk banyosunu da yaptık sonra evimize geldik.Birinci torun değil ama ikinci torun , yeni doğanın gelişini kolay hazmedemeyecek galiba .Daha önce nenelerinin ellerinin üstünde , iki torunumun ellerinin resmini koymuştum . Şimdide küçücüğümün elinin resmini yine nenesinin elinin üstünde sayfama koyuyorum.

22 Mart 2009 Pazar

BAHAR GELDİ


Blog'umu açan herkese sevgi ve selamlarımı yolluyorum.Bugün şehir dışına çıktık . Gördüğüm güzellikleri sizlerle paylaşmak istedim . Badem ağaçları beyaz dantel örtülerle sarılmış gibi . Hiç bir sanatkar , nekadar yaratıcı olursa olsun , böyle bir güzelliği düşünüp çizemez . Hiç bir şair bu güzelliği ifade edecek mısralar yazamaz . Bu her sene tabiatın yeniden doğuşu harika bir olay . Topraktan fışkıran mor renkli kır çiçeklerini seyretmeye doyamadım (okadar uzun zaman aynı pozisyonda kalmışım ki , çömeldiğim yerden kalkmak için , yardım almak zorunda kaldım).Onlarca resim çektim . Bazılarını sizlerinde görmenizi istedim . Fırsatınız olunca sizler de tabiatın uyanışını gözleyin . Şehir dışına çıkmanız gerekmez , dikkatlice etrafınıza bakın yeter . Dün Suadiye sahilden Bağdat caddesine çıkarken , kaldırımdaki ağacın gövdesinden (ağacın filizi değil ) başka bir cins bitki çıkmıştı . O kadar güzeldi ki . Duvarların arasından kendine bir yer bulup başını gösteren o nazik otları sevmeden , onlara bir iki güzel söz söylemeden yanlarından geçmeyin lütfen . Hepinize mutlu ve sağlıklı günler diliyorum .

19 Mart 2009 Perşembe

Buhara Pilavı


Buhara Pilavı


Dün akşam resimlerime bakarken, sizlere anlatmak için yapıp, resmini çektiğim Buhara Pilavını gördüm.Lütfen sessiz kaldığım günler için bir özür olarak kabul edin.

Rahmetli annem(kayınvalidem)çok güzel yapardı.Ben de ondan öğrendim . İnşallah sizlerde seversiniz.

2 su bardağı Baldo piriç
1 kg Havuç(3-4 kibrit çöpü kalınlığında ve boyunda)
1 tane kuru soğan
1 tane iri kırmızı Domates
ı/2 kg kuşbaşı et(kuzu tercih edin)
Yeteri kadar Yağ, karabiber,yeni bahar,tuz


Havucunuzun dışını sıyırdıktan sonra TV nin karşısına oturun ve havuçlarınızı doğrayın.Bir buzdolabı poşetine koyup dolaba kaldırın.Etinizi de düdüklü tencerede veya açık tencerede yenme kıvamına gelecek kadar pişirin.Onu da soğutup dolaba kaldırın(haşladığınız etin en az 2 bardak suyu olmalı.)

İşten eve geldiniz.Etiniz ve doğranmış havucunuz dolapta.Hadi şimdi bir Buhara pilavı yapalım.

Tencerenizi çıkarıp içine 2 bardak pirince her zaman koyduğunuz kadar yağ koyunuz (ben bir kahve fincanından biraz fazla koyuyorum)
Üstüne havucunuzu ilave edip kapağını kapayın.
Pirincinizi ölçüp bol suyla yıkayın(beyaz suyu gitsin)ve üstüne sıcaksuyu boşaltın.
Buzdolabınızdaki eti çıkarın ocağa oturtturun ve altını yakın .
Arada karıştırdığınız havuç sararmaya yüz tuttu bile , üstüne soğanı küçük küçük doğrayıp beraber kavurun.
Rengi değişen havuç ve soğanın üstüne domatesi ortadan kesip rendeleyin.
Bu arada kaynamış olan etinizi , kevgir ile alıp , havuçların üzerine ekleyin ve karıştırıp kapağını kapayın.
Pirinci süzün.
Domatesin suyu bu arada çekmiştir.Kapağı kaldırıp yeteri kadar tuz ve karabiber ekleyin.
Havuç,soğan ve et karışımını tencerenin kenarlarına kaydırıp , ortasına suyunu süzdüğünüz pirinci ilave edin .
Kaynayan etin suyundan (yetmezse sıcak su)pirincin üzerine bir parmak çıkacak kadar koyun.
Kaynamaya başlayınca altını kısın.Suyunu çekmiş mi diye kontrol etmek için ortasın bir kaşık batırıp dibine bakın.Suyunu çekmiş ise üstüne bol yenibahar serpip karıştırın.
Karıştırdığınız pilavınız dinlensin diye bir havlu örtün.Kapağını kapayın.
Hadi artık pilav demlendi . Salatanızı sofraya koyup ev halkını yemeğe davet edin.
Afiyet olsun.