21 Nisan 2008 Pazartesi

JAPONYA

Hepinize merhaba sevgili misafirlerim.Uzun zamandan beri ilk defa bilgisayarımı kucağıma alıp koltuğuma oturdum.Elimde olmayan nedenlerle blogumu ihmal etmiştim.Şimdi herşey yoluna girdi ve ben de sizlerle başbaşayım.

Dün akşam sene başında planlamış olduğumuz Japonya seyahatinden döndük. Japonya görülmesi olmazsa olmaz bir memleket.İnsanları saygılı, temiz, geleneklerine bağlı, kültürlü kişiler. Tokyo'da, yüksek binaların arasından geçen trenler onların altındaki geniş caddeler ve bu kalabalık şehrin temizliği beni çok şaşırttı. Tapınaklar, parklar, kiraz ağaçları, Zen bahçeleri beni adeta büyüledi. Saraylarda sadeliğin yanısıra, mütevazi bir asalet var. Ağaçlar seneler önce dikilirken bugünkü şekli düşünülerek yerleştirilmiş. O kadar güzel bir kompozisyon meydana gelmiş ki inanın seyretmeye doyamadım.

Tokyo'dan sonra küçük bir kaplıca şehri olan Atami'ye gittik. Kaldığımız otel tipik bir Japon oteliydi. Yerler hasır, sürgülü kapılar, dolaplara kaldırılmış yataklar, yer masası ve yanlarında hareketli kollukları olan arkalıklı yer minderleri. Bunun yanı sıra plazma TV'si, odaya mahsus açık havada termal havuzu, buzdolabı, kasası, lüx banyosu ile gelenek ve modern yaşamı birleştiren çok güzel bir oteldi. Kaldığımız otel olan Atami SEKİTEİ'i (http://www.ishinowa.co.jp/) görmek istersiniz diye adresini veriyorum.

Atami'den sonra hızlı trenle (bunların biletlerini Londra'dan almıştık; bu biletler sadece turiste mahsus ve Japonya dışından alınan ucuz biletler) Kyoto'ya geçtik.Kyoto'da Hyatt Regency otelinde kaldık. Kyoto anlatılması çok güç, sadece yaşanacak bir yer. Japon imparatorluğu'nun ilk başkenti. İmparotorun sarayı, Altın tapınak(http://www.kinkaku-ji.or.jp/), filozofun yolu, Nijo kalesi, Gion bölgesi , parklar, bahçeler hepsi harika yerler. İnşallah gitmemiş olan herkese buralara gitmek ve görmek kısmet olur. Hepinize sevgiler.

21 Şubat 2008 Perşembe

SEBZE ÇORBASI




Sevgili ziyaretcilerim.Aralık başından beri istemeden blogumu ihmal ettim. Yılbaşı tatilinden faydalanarak çocuklar ve torunlar İstanbula geldiler. Tatil bitti ben çocuklarla beraber Londraya gittim . Orada hastalandım .Benim sevgili pandispanyam nenesine grip verdi . Çok şükür o iyileşti ama nene bir türlü iyileşemedi . Türkiyeye gelince Dr zatüre teşhisi koydu . Nerdeyse üç hafta oluyor ancak kendime geldim . Bu üç ay da , bana ziyarete gelip eski yazılarla karşılaşan herkesden özür diliyorum . Karlı ve soğuk hava bende daima çorba içme isteği uyandırır . Sizlere bugün bu hafta yaptığım çorbayı anlatarak blogumu açıyorum . Biz severek içtik . Umarım siz de seversiniz .


Hazırlayacağınız malzemeler:
1 irice Kereviz
2 orta Havuç
1 orta Patates
1 orta Kabak
1 kahve fincanı haşlanmış bezelye
1 çorba kaşığı ince doğranmış maydanoz
1 bardak Süt

Sebzeleri tavla zarı gibi doğrayıp , kaynayan suyun içine önce havuç arkasından kereviz , patates ,kabak ve bezelyeyi içine katıp haşlayın . Suyu sebzelerin hizasında olsun .(Suyu çok olursa çorba sulu olur . Suyunu koymazsak yazık olur )


Tencereye 1 kahve fincanı Zeytinyağ koyup üstüne 2 dolu çorba kaşığı un ekleyip , unun kokusu çıkana kadar (Rengi koyulaşmasın) kavurun . Kavrulmuş unun üstüne sıcak su ilave ederek , herzaman içtiğiniz kıvamdan daha koyu kıvama getirin . (Şayet topaklanırsa içine el blenderini sarkıtarak biraz karıştırın ) Kaynayan çorbanın üstüne 1 dolu bardak süt ekleyin . Soyup tavla zarı gibi doğrayıp haşladığınız sebzeleri çorbanın içine ilave edin .Tavsiye ediyorum bir tatlı kaşığı Tuzot ekleyin . Güzel bir lezzet veriyor . Ama şart değil . Tuzunu da tadına bakarak atın . Tencerenin altını kapatmadan maydanozunu da üstüne koyun . Altını söndürün . Afiyet osun .(Ben kerevizi de saplı alıp sapını da içine koyuyorum) Tabağınıza koyduğunuz çorbanızın üstüne muhakkak taze karabiber ekleyin.




29 Kasım 2007 Perşembe

KIRMIZI ŞAL ve PEYNİRLİ POĞAÇA







Selamlar blog'uma giren dostlara . Bu gün iki misafirim vardı . Görümcem ve sevgili dünürümüz . Ceylanımızın annesi . Çarşamba günü YALI ÇİFTLİĞİ'n den harika LOR peyniri almıştım . Görümcemin önderliğinde onun pratik poğacasını yaptık . Onun tarifini de vereceğim . Ceylanımızın annesi maydanoz ve dereotunu ayıkladı . Ben yıkadım ve küçük küçük doğradım . Gerekli olan malzemeleri çıkardım

1 Bardak sıvı yağ
1 Bardak yoğurt
1 Yumurta(Beyazı poğacanın hamurunun içine, sarısı üstü için bir kaseye alındı)
1 Paket Kabartma tozu
2oo gr Lor peyniri
1 Çorba kaşığı kıyılmış maydanoz
1 Çorba kaşığı kıyılmış dereotu
1 Tatlı kaşığı Tuz
Görümcem hamur kabına önce yağı , arkadan yoğurdu ve yumurtanın beyazını koydu . Daha sonra un ilavesiyle sert bir hamur yaptı . Hamurun içine kabartma tozunu , tuzu ve peyniri daha sonrada yeşillikleri ilave etti . İyice yoğurdu . Bu arada , ben , fırın tepsisine yağlı kağıt serdim . Yoğurduğu poğaca hamurundan cevizden iri parcalar alarak elinde yuvarladı .Tepsiye koyunca üstüne biraz bastırdı . 175 dereceye ayarladığımız fırına sürdü.Bu arada ben çayımızı demledim . Salona geçtik ve sevgili misafirlerime işlediğim bu şalı gösterdim .



Hem çok güzel oyalanıyorum hem de meydana faydalı bir iş çıkarıyorum . Sizlerde yapmak isterseniz 18 ilmek alarak başlanıyor . 3 sıra HARAŞO işleniyor . 3 sıra HARAŞO dan sonra , ilmek aldığınız tarafa gelince(ipin sarktığı taraf) 5 ilmek işleyip , ipin sarktığı tarafa tekrar dönüyorsunuz(tabii haraşo işleyerek).Dönünce 10 ilmek işliyorsunuz tekrar başa dönüyorsunuz.Bu sefer 15 ilmek işleyip 15 ile 16 arasından 1 ilmek arttırıyorsunuz.Şimdi 15 ilmek işlediniz , bir arttırdınız geride 3 ilmeğiniz kaldı .Onu da HARAŞO işleyip o sırayı bitirdiniz . Arka sırayı hiçbir şey yapmadan HARAŞO işleyin . Şişinizin üstünde şimdi 19 ilmek var . Tekrar ipin sarktığı tarafa geldiniz . Aynı işlemi yapacaksınız . 5 ilmek işleyip geri dönün.10 ilmek işleyip geri dönün . 15 ilmek işleyip 15 ve 16 arasından 1 ilmek artırın . Gerisini HARAŞO işleyerek o şiş üzerindeki (şimdi 20 ilmek var) ilmekleri bitirin . Arkasını tekrar bir işlem yapmadan HARAŞO örüp ipliğin sarktığı tarafa geçince yine aynı işleri tekrar edin . Bu artırmalar kenarlardaki farbalayı yapıyor . Şal 100 gr lık 3 çileden rahat çıkıyor . Yarısına geldiğinizde , yine 5 işleyip dönüyor ,10 işleyip dönüyor bu sefer 14 ile 15 i bir arada alıyorsunuz ve aynı işlemi başladığınız sayı olan 18 e kadar sürdürüyorsunuz . Yapmak isteyenlere kolay gelsin diyorum . Hepinize sevgi ve selamlar .

27 Kasım 2007 Salı

BÖRECİKLER FIRINDAN ÇIKTI


BÖRECİK




Ailecek hepimizin sevdiği Böreciğin tarifini de , sizlerle paylaşmak istedim . Hazır yufkayı sigara böreği saracak şekilde kesin . (Ben bir yufkayı on parçaya bölüyorum .)Bir kasenin içine bir kahve fincanı sıvı yağ koyun.Üstüne bir bardak su ilave ederek her bir üçgeni eliniz veya bir fırça yardımıyla hafifce ıslatın . Şekilde gördüğünüz gibi tuz , karabiber ve kırmızı biberle lezzet kattığınız , küçük bir ceviz kadar kıymayı , üçgen yufkanın uzun kenarının birine koyarak kendi etrafında çiçek gibi çevirin. Yağlı kağıt koyduğunuz fırın tepsisine yerleştirin . Sıcak fırında kızarana kadar tutun ve çıkarın . Kenarları yüksek bir servis tabağına yerleştirin . Hazırladığınız çok koyu olmayan sarımsaklı yoğurdu(Koyu olursa börekler yoğurdu tam içine çekemez.) bir kaşık yardımı ile önce her bir böreğin üstüne tek tek dökün . Geri kalan yoğurdu da böreklerin üstüne gezdirin . Daha sonra küçük bir tavada eritip üstüne kırmızı toz biber attığınız tereyağı ile yoğurdun üstünü hem süsleyin hem de yemeğinize lezzet katın . Bir de sumak veya ince kıyılmış maydanoz veya kuru nane ile artistik bir şekil verirseniz harika olur
4 Hazır yufka
1/2 Kg Kıyma
1 Kahve fincanı Zeytinyağ
1/2 Kg Yoğurt
5-6 Diş sarımsak(Ezilmiş)
Tuz,Karabiber.Kırmızı biber
Az Tereyağ

BULGURLU KÖFTE GÜZELİ